Meral Akçay
Meral Akçay

@Meral_Akcay

29 Tweets 10 reads Aug 15, 2020
Bağdat Caddesi, bir diğer adıyla sadece ”Cadde”, İstanbul’un Anadolu yakasında bulunan ve Kadıköy’e bağlı en popüler semtlerinden biri. Bizans’tan Bu Yana Var Olan Bağdat Caddesi’nin Dünden Bugüne Hikayesine göz atalım..
Bağdat Caddesi’nin tarihi Bizans elindeki İstanbul’a yani Konstantinopolis’e kadar dayanıyor. Bunun yanı sıra, Bağdat Caddesi Osmanlı hakimiyetinde de önemli bir yer tutmuş.
Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra bile uzun bir süre boyunca, İstanbulluların plaj kültüründe kendi yerini bulan Bağdat Caddesi, hep önemli ve göz önündeki bir yer olmuş.
Osmanlı ordusu, Anadolu üzerinden sefere çıkacağı vakitler Padişah, Üsküdar üzerinden Ayrılıkçeşmesi’ne gelir ve Haydarpaşa Çayırında sefer hazırlıklarını tamamlamış olan ordusuyla yola çıkarmış.
Kâbe’ye gidecek Hac kafileleri de aynı yolu takip ederlermiş. Üsküdar-Ayrılıkçeşmesi arasındaki yola Tören Yolu da denirdi.
Bağdat Caddesi’nin adı, IV. Murad’ın Bağdat seferinden geliyor. Ayrılıkçeşmesi’nden sonraki yol 1638 yılında IV. Murad’ın Bağdat seferine çıkışından itibaren Bağdat Yolu adını alıyor.
Yolda Selamiçeşme, Çatalçeşme ve II. Mahmud Çeşmesi gibi namazgâhlı çeşmelerin bulunması bu noktaların mola, toplanma ve kafileye katılma yerleri olarak kullanıldığı düşünülüyor.
Bağdat Caddesi, ismen 1934’e kadar Pendik’e kadar uzanıyordu. Tarihi adı Bağdat Yolu olan yola Bağdat Caddesi adı 1934 yılında Pendik’e kadar olan kısım dahil olacak şekilde konulmuş
Bugün ise Bağdat Caddesi Cevizli’ye kadardır. Ancak Bağdat Caddesi olarak ünlenmiş olan kısım, caddenin Kızıltoprak ve Bostancı arasındaki altı kilometrelik kısmıdır.
Eski Bağdat Caddesi yolu bugün Cadde olarak bilinen yere paralel, daha kısa bir caddedir. Cadde, Bostancı’da tren yolunun altından diğer tarafa geçtikten sonra hemen sağa sapar ve tren yolu kenarından devam eder.
Küçükyalı İstasyonunun yanından minibüs caddesine kadar çıkar. Minibüs Caddesi yok iken kullanılan bu kısa mesafe esas Bağdat Yolu’na yanı Eski Bağdat Caddesi’ne aittir. Tabelasında da Eski Bağdat Yolu yazar. Daha sonra yol, tren yolunun altından Minibüs Caddesi’ne bağlanmıştır.
1851’de Şirket-i Hayriye kuruldu ve Anadolu’ya yapılan vapur seferleri İstanbulluları bu yakaya yerleşmeye heveslendirmiş. Daha sonra 1872’de Haydarpaşa’dan Pendik’e kadar ray döşenip ve tren çalışmaya başlamış.
Trenden sonra yeni yerleşenler olmuş. Bu tarihlere kadar arazi denebilecek Bağdat Caddesi, etrafında tek tük evler görülürmüş.
Ancak buradaki esas yerleşimci akımı 1800’lerin sonlarından itibaren başlamış. II. Abdülhamid döneminin saray erkânı ve ileri gelenleri çevrede araziler alarak köşkler yaptırmaya başlamış. Bugün bu köşklerden birçoğu hala ayaktadır ve muhitin çevresinde görülebilir.
Her yerde olduğu gibi onların ardından ticaretle uğraşan kesim de burada yaşamaya başlamış.
1920’li yılların sonuna kadar Kadıköy’de halkın piyasa ve eğlence yeri Kuşdili Çayırı imiş. 1930’larda alafranga eğlence popüler hale gelmiş, insanlar Mühürdar’da, Belvü’de açılan gazinolardaki ve Kalamış Todori Meyhanesi’nin bahçesindeki dans pistlerine gitmeye başlamışlar.
Daha sonra Moda’ya da giden insanlar artık deniz kıyılarındaki mekanlarda ve plajlarda vakit geçirmeye başlamışlar. 1928 yılında Anadolu yakasına elektrikle birlikte tramvay da gelmiş.
1930’lardan itibaren Cadde’ye yapılan Kadıköy-Bostancı tramvayı, gidiş geliş iki hat olarak çalışıyormuş. Ulaşım kolaylığı çevreyi yaşanılabilir hale getirmekle kalmayıp, çevreden birçok insanın yerleştiği popüler bir mekan yapıyormuş.
1930’larda Kadıköy Çarşı, Yeldeğirmeni ve Moda’daki yerleşimler de sayfiye ağırlıklıymış. Dolayısıyla Kızıltoprak sonrasındaki Cadde ve çevresi de sayfiye olarak kullanılıyormuş.
Takvimler 50’leri gösterdiğinde ise imar faaliyetleri giderek artmış. 1950’lerde çevreye üç katlı imarın gelmesi eski köşklerin yanı sıra yenilerinin yapılmasına da yeşil ışık yakmış. Daha sonraki yıllarda imar durumu dört hatta beş kata çıkarılmış.
Bağdat Caddesi 1960’larda nam kazanmış ve Kadıköylülerin en sevdiği yer olmaya başlamış. Buranın 1960’larda nam salmasının sebebi ise yüzlerce yıllık hikâyesi, buram buram tarih kokan köşkleri ve yeni inşa edilen apartmanları olmuş.
Yeni yapılan apartmanlar buraya özel oldu ve Cadde’nin ün kazanmasında çok büyük katkıda bulunmuş. 1965 yılında çıkan Kat Mülkiyeti Kanunu ile Kadıköy’de de kat karşılığı inşaatçılık başlamış. 1966 yılında maalesef Bağdat Caddesi’nden tramvay kaldırılmış.
Bağdat Caddesi’ndeki asıl değişim rüzgarı ise 70’lerde başlamış. 1970’lerde Bağdat Caddesi hızla eski köşklerin yıkılıp yeni apartmanların yapıldığı bir döneme girmiş. 1980’lerde yapılaşma büyük revaçtaymış. Sahiller doldurulup yalıların önüne yollar yapılmış.
Sonrasında ise, çevre sayfiye ve yazlık özelliğini kaybetmiş. Aynı yıllarda caddenin trafiği tek istikametli hale getirilmiş.
1990’larda ise Cadde’nin revaçta olan yerleri Şaşkınbakkal ve Caddebostan arasındaki kısım olmuş. Halkın çokça zaman geçirdiği kafeler ve pastaneler de bu arada bulunuyordu. Caddebostan’dan sonra Göztepe’ye kadar ortalık daha tenha ve Göztepe’den sonra oldukça sakindi.
Diğer istikamette ise Şaşkınbakkal’dan Suadiye’ye ve Suadiye’den Bostancı’ya kadar aynı durum söz konusu idi. O yıllarda en kalabalık kısım olan Şaşkınbakkal ve Caddebostan arasındaki binaların zemin katları da bugünün aksine dükkan değil konuttu.
Bağdat Caddesi’nin günümüzdeki hali ise 2000 yıllarında şekillendi. 2000’ler Bağdat Caddesi’nin ”Cadde” adıyla anıldığı, kafeler ve restoranlarla dolduğu yıllar oldu.
2010’lu yıllarda ise 1999 depremine önlem olarak Kentsel Dönüşüm düşünülerek Cadde’deki binalar tek tek yıkıldı ve zamanla yerlerine yenileri inşa edildi.
Kaynak-Alıntı
Filolog Utku Kolağasıoğlu

Loading suggestions...