Bağdat Caddesi’nin tarihi Bizans elindeki İstanbul’a yani Konstantinopolis’e kadar dayanıyor. Bunun yanı sıra, Bağdat Caddesi Osmanlı hakimiyetinde de önemli bir yer tutmuş.
Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra bile uzun bir süre boyunca, İstanbulluların plaj kültüründe kendi yerini bulan Bağdat Caddesi, hep önemli ve göz önündeki bir yer olmuş.
Kâbe’ye gidecek Hac kafileleri de aynı yolu takip ederlermiş. Üsküdar-Ayrılıkçeşmesi arasındaki yola Tören Yolu da denirdi.
Bağdat Caddesi’nin adı, IV. Murad’ın Bağdat seferinden geliyor. Ayrılıkçeşmesi’nden sonraki yol 1638 yılında IV. Murad’ın Bağdat seferine çıkışından itibaren Bağdat Yolu adını alıyor.
Bağdat Caddesi, ismen 1934’e kadar Pendik’e kadar uzanıyordu. Tarihi adı Bağdat Yolu olan yola Bağdat Caddesi adı 1934 yılında Pendik’e kadar olan kısım dahil olacak şekilde konulmuş
Bugün ise Bağdat Caddesi Cevizli’ye kadardır. Ancak Bağdat Caddesi olarak ünlenmiş olan kısım, caddenin Kızıltoprak ve Bostancı arasındaki altı kilometrelik kısmıdır.
Küçükyalı İstasyonunun yanından minibüs caddesine kadar çıkar. Minibüs Caddesi yok iken kullanılan bu kısa mesafe esas Bağdat Yolu’na yanı Eski Bağdat Caddesi’ne aittir. Tabelasında da Eski Bağdat Yolu yazar. Daha sonra yol, tren yolunun altından Minibüs Caddesi’ne bağlanmıştır.
Trenden sonra yeni yerleşenler olmuş. Bu tarihlere kadar arazi denebilecek Bağdat Caddesi, etrafında tek tük evler görülürmüş.
Ancak buradaki esas yerleşimci akımı 1800’lerin sonlarından itibaren başlamış. II. Abdülhamid döneminin saray erkânı ve ileri gelenleri çevrede araziler alarak köşkler yaptırmaya başlamış. Bugün bu köşklerden birçoğu hala ayaktadır ve muhitin çevresinde görülebilir.
Her yerde olduğu gibi onların ardından ticaretle uğraşan kesim de burada yaşamaya başlamış.
Daha sonra Moda’ya da giden insanlar artık deniz kıyılarındaki mekanlarda ve plajlarda vakit geçirmeye başlamışlar. 1928 yılında Anadolu yakasına elektrikle birlikte tramvay da gelmiş.
1930’larda Kadıköy Çarşı, Yeldeğirmeni ve Moda’daki yerleşimler de sayfiye ağırlıklıymış. Dolayısıyla Kızıltoprak sonrasındaki Cadde ve çevresi de sayfiye olarak kullanılıyormuş.
Bağdat Caddesi 1960’larda nam kazanmış ve Kadıköylülerin en sevdiği yer olmaya başlamış. Buranın 1960’larda nam salmasının sebebi ise yüzlerce yıllık hikâyesi, buram buram tarih kokan köşkleri ve yeni inşa edilen apartmanları olmuş.
Yeni yapılan apartmanlar buraya özel oldu ve Cadde’nin ün kazanmasında çok büyük katkıda bulunmuş. 1965 yılında çıkan Kat Mülkiyeti Kanunu ile Kadıköy’de de kat karşılığı inşaatçılık başlamış. 1966 yılında maalesef Bağdat Caddesi’nden tramvay kaldırılmış.
Sonrasında ise, çevre sayfiye ve yazlık özelliğini kaybetmiş. Aynı yıllarda caddenin trafiği tek istikametli hale getirilmiş.
1990’larda ise Cadde’nin revaçta olan yerleri Şaşkınbakkal ve Caddebostan arasındaki kısım olmuş. Halkın çokça zaman geçirdiği kafeler ve pastaneler de bu arada bulunuyordu. Caddebostan’dan sonra Göztepe’ye kadar ortalık daha tenha ve Göztepe’den sonra oldukça sakindi.
Diğer istikamette ise Şaşkınbakkal’dan Suadiye’ye ve Suadiye’den Bostancı’ya kadar aynı durum söz konusu idi. O yıllarda en kalabalık kısım olan Şaşkınbakkal ve Caddebostan arasındaki binaların zemin katları da bugünün aksine dükkan değil konuttu.
2010’lu yıllarda ise 1999 depremine önlem olarak Kentsel Dönüşüm düşünülerek Cadde’deki binalar tek tek yıkıldı ve zamanla yerlerine yenileri inşa edildi.
Kaynak-Alıntı
Filolog Utku Kolağasıoğlu
Filolog Utku Kolağasıoğlu
Loading suggestions...