Hasan Mert Kaya
Hasan Mert Kaya

@kayamerthasan_

58 Tweets 38 reads Jul 24, 2022
Kudüs Kimin?
Yeruşalem / Dar'üs-Selam / Jerusalem... Kudüs'ün Hz.Davud ile başlayan kadim tarihi aynı zamanda insanlık tarihinin de en önemli olaylarını içinde barındıran ve günümüzde de devam edegelen bir mücadeleyi anlatır.
Soru daima şudur: Kudüs kimin?..
Müslümanlar için ilk kıble, gökyüzüne açılan kapı, etrafı mübarek kılınan Mescid-i Aksa'nın ve Mirac'ın şehri. Mekke ve Medine'den sonra üçüncü harem. Mescid-i Aksa altın kubbeli Kubbet'üs Sahra ile karıştırılır çoğu zaman. Yerini doğru tanımlamakta fayda var.
Peki, her karışı bir kutsal bir mekânla, önemli bir tarihi olayın hatırasıyla dolu olan Kudüs'ü paylaşılamaz kılan nedir? 3.000 yıldır uğruna yüzbinlerce insanın öldüğü, öldürdüğü bu şehrin sırrı ne? Adı ''Barışın Şehri'' demek ama uğruna bitmeyen savaşlar verilen bir barış...
M.Ö.1200 dolaylarında bu topraklarda Kenaniler adı verilen sami kökenli bir topluluk yaşıyordu. M.Ö.1000'de Hz.Davud İsrailoğulları ile burayı fethetti ve şehri kurup adına ''Yeruşalim'' dedi. M.Ö.960'da oğlu Hz.Süleyman ilk tapınağı, yani Süleyman Mabedi'ni inşa etti.
Hz.Süleyman (as) hem peygamber hem de kraldı. Kendisine büyük bir kudret ve güç verilmişti. Mabedin yapımında derin denizlerden çıkarılan taşlar, çok özel mermerler, Lübnan dağlarından ve Anadolu'dan getirilen çok kaliteli sedir ağaçları kullanılmıştı.
M.Ö.721'de Asurlular Samarya'ya saldırdı ve Kudüs önemli göç aldı.
M.Ö.701'de Asurlular Kudüs'e saldırdılar, şehri kuşattılar ama başarı elde edemediler. M.Ö.586 Kudüs için büyük yıkımın tarihi oldu. Babil Kralı II.Nebukadnezzar (Buhtunnasr diye de bilinir) Yahuda Devleti'ni yok etti, Kudüs'ü, mabedi yıktı ve Büyük Babil Yahudi sürgünü başladı.
Allah bir zalimle başka bir zalimden mazlumun intikamını alır. M.Ö.539'da da böyle oldu.Pers İmparatoru Büyük Kirus (Xerhex/Cyrus) Kudüs dahil tüm Babil topraklarını fethetti ve sürgündeki Yahudileri serbest bırakıp Kudüs'e dönmelerine, yıkılan mabedi yapmalarına izin verdi.
‘’Ey Yeruşalim, seni unutursam, sağ elim kurusun. Seni anmaz, Yeruşalim’i en büyük sevincimden üstün tutmazsam, dilim damağıma yapışsın!
Yerüşalim'in düştüğü gün, 'Yıkın onu, yıkın temellerine kadar!' Diyen Edomlular'ın tavrını anımsa, ya RAB.’’
-Eski Ahit, 137. Mezmur-
Babil Sürgünü Yahudiler için büyük bir yıkım, unutulmayan bir travma oldu. Antik Yunan ve Roma dönemlerinde kısmen özerk bir şekilde idare ettikleri Kudüs'te yaşamaya devam ettiler. Aslında bir olan Allah'a inanmayan paganistlerden nefret ediyorlardı ama güçleri yetersizdi...
Bu esnada Yahudiler içinde Nasıralı İsa isminde biri çıktı. Mesih ve peygamber olduğunu, Musa'nın şeriatını tamamlamaya geldiğini iddia ediyordu. Babasız dünyaya gelmişti. Annesi Meryem Kudüs'teki ikinci mabede adanmıştı. Kuzeni Yahya'da peygamberdi. İnananları vaftiz ederdi.
Tapınakta Yahudi seçkinler İsa'yı yalanladı ve Kudüs'ün Romalı valisi Pontius Plate'ye onu şikayet ettiler. İsa (as) çileli bir zaman geçirdi Kudüs'te.
Sonunda bize göre göğe yükseltildi, Hristiyanlara göre ise çarmıhta tüm insanların günahını ödedi, öldü ve 3 gün sonra dirildi.
Romalılar İsa diye bildikleri kişiyi çarmıha gererken başına 'kral, al sana taç diyerek' bir deve dikeni, boynuna da bir yazı astılar: JESUS NAZARETHUS REX JUDAERUM'' I.N.R.I / ''Yahudilerin Kralı Nasıralı İsa''...
Kudüs'ün her tarafı Hristiyanlar için en kutsal mekânlarla dolu. Doğuş ve Kıyamet kiliseleri, Getzamani Bahçeleri, Çile Yolu (Via Dolorosa) ve daha nice yerler...
Romalıların pagan inancı ve ağır vergileri Bar Kohba ve Makkabi Yahudi isyanlarına yol açtı. Roma kızmıştı. İmparator Titus ve ardından Vespasianus Kudüs'ü yıkıp yerle bir etti. M.S.70'te ikinci Süleyman Mabedi Romalılarca yıkılıp yağmalandı ve Yahudiler Kudüs'ten sürgün edildi.
Roma imparatoru Vespasianus'un Kudüs'te bastırdığı bu sestertius denilen parada; gururlu Roma askerinin altında hurma ağacı dibinde çaresiz bir Yahudi, etrafında ise ''Judea Capta'' ''Filistin elegeçirildi'' yazmakta...
📷wikivand
M.S.335'te Hristiyanlık Roma topraklarında serbest bırakıldı ve İstanbul'dan yönetilen Kudüs'e gelen İmparator Büyük Konstantin'in annesi Helena şehre ilk kiliseyi yaptırdı.
M.S.638'de Kudüs Müslümanlar tarafından fethedildi. Halife Ömer(ra) aynı yıl Kudüs'e geldi. İkinci Süleyman Mabedi Hristiyanlar tarafından ''çöplük'' olarak kullanılıyordu. Yahudilerin İsa'ya olan düşmanlıklarının intikamını, onların en kutsal yerini bu hale getirerek almışlardı.
Hz.Ömer (ra) burayı temizletti ve harem alanı olarak belirlenen sahaya Ömer Mescidi'de denen Kubbet'üs Sahra Mescidi'ni yaptırdı. Şehirde Yahudilere karşı süren baskı ve zulüm artık son bulmuştu.
1099 yılında Avrupa'dan gelen Haçlı orduları Kudüs'ü ele geçirdi. Şehirde Müslüman ve Yahudilere karşı korkunç bir katliam yaşandı. Haçlı şövalyeleri kendilerine Kendilerine ‘’Advocatus Sancti Sepulchri’’ olarak (Kutsal Kabrin Koruyucusu) unvanını aldılar.
Haçlı tarihçi Foucher de Chartres şöyle yazar: ‘’Tapınakta 10.000 kişi öldürüldü. Orada olsaydınız ayaklarımızın ayak bileklerine kadar öldürülenlerin kanı ile kaplı olduğunu görürdünüz. Buradaki hiç kimse hayatta bırakılmadı ne kadınların ne çocukların hayatını bağışladılar.’’
Haçlılar Kudüs'te toplamda 80-100 bin insanı keserek, yakarak öldürdü. 1099'dan 1187'ye kadar süren Kudüs Haçlı Krallığı'nı bitirip, şehri yeniden Müslümanlara kazandıracak olan isimse şarkın en sevgili sultanı Selahaddin Yusuf bin Eyyüb'den başkası değildi.
Selahaddin Kudüs Haçlı ordusu ile 1187 yılında Kudüs yakınlarında, Hittin Ovası'nda nihai savaşı yaptı. Haçlıları susuz bıraktı ve mutlak bir zafer kazandı.
Kentin son Haçlı idarecisi İbelinli Balian 12 Ekim 1187'de Selahaddin Eyyubi’ye şehri teslim ederken, ‘’Kudüs’ün senin için önemi ne?’’ diye sormuştu. Selahaddin, ‘’Kudüs, bir taraftan hiçbir şey, diğer taraftan her şey’’ diye cevap vermişti. Kudüs yeniden Müslümanlarındı.
Kudüs'e giren Selahaddin Hristiyan halka dokunmadı ama 200 Tapınak Şövalyesini idam ettirdi. Selahattin Kudüs'ü aldıktan sonra Avrupa'da yeni haçlı orduları toplantı. Arslan Yürekli Richard geldi ama Kudüs'ü alamadı. Kudüs 1918’e kadar 720 yıl daha Müslümanların olacaktı.
Eyyubilerin ardından kısa bir süre Selçuklular, sonrasında Memlûklar Kudüs'e hakim oldu. Yavuz Sultan Selim'in Mısır seferi ile Kudüs 1518'de Osmanlı hâkimiyetine girdi. 1518-1918 Osmanlı dönemi ve 20.yy'da Kudüs’e devam edelim.
''Kudüs Kimin?'' devam edelim:
Kudüs'te, 5 İslami dönem yaşandı:
1. Sahabe ve Emeviler Dönemi
2. Abbasi ve Fatimiler Dönemi
3. Eyyubi Dönemi
4. Memluklar Dönemi
5. Osmanlı Dönemi
Bugün tarihi yapıların çoğu Osmanlı izleri taşıyor.
Şehrin surlarını tamir etiren Kanuni Sultan Süleyman Eski Kudüs'ün El Halil Kapısı'nın alınlığına "La ilahe illallah İbrahim Halilullah" yazdırdı. Buradaki naiflik, ehl-i kitabın şehre olan aidiyetine hürmet gerçekten fazlasıyla gösterilmiş.
Osmanlı bunu yaptığında ne Amerika vardı ne de onu buna zorlayacak başka bir güç. Şehri ziyarete giden Yahudi ve Hristiyanlardan yasadışı vergi alınmamasını bildiren çok sayıda padişah iradesi ile de Yahudi ve Hristiyan tebanın hakları elden geldiğince korundu.
Penceredeki Merdiven
Kudüs'te Hristiyanlar için en kutsal mekânlardan olan Kıyamet Kilisesi Osmanlılar tarafından Hristiyan mezhepleri arasında paylaştırılmıştı.
Her mezhep belirlenen alanın bakım ve temizliğinden sorumluydu.
Zaman içinde aralarında ayrışmazlık çıktı.
İş artık kan dökülme noktasına varıyordu. Durumdan İstanbul haberdar edildi ve Sultan Abdülmecid ''Kudüs'e ben geleceğim ve paylaşımı ben yapacağım'' dedi. Bu olana kadar bir taşın dahi yerinden oynatılması yasaklandı.
O sırada bir Ermeni papaz kilisenin ön cephesindeki pencerelerden birini, dayadığı ahşap bir merdivene basarak temizlemekle uğraşıyordu. Papaz fermanla derhal aşağı indirildi ancak merdiveni kaldırmak istediğinde hayır denilerek müdahale edildi. Merdiven öylece yerinde kaldı.
İşte kilisenin ikinci katında hala pencereye dayalı duran ve indirilmek için İstanbul’dan ferman bekleyen o merdiven; ''Kudüs Kimin?'' sorumuzun somut gerekçelerinden sadece biri olarak halen yerinde duruyor.
Sur içinde Osmanlı dönemi mescitlerinden birkaçı:
•Bilal Bin Rabah Camii •Çorbacı Mescidi •El Disi Camii •Kırmızı Minare Camii •Rusasi (Kurşun) Camii •Küçük Ömer Mescidi •Küçük Pazar Camii •Mevlevi Camii •Musab Bin Umeyr Camii •Osman Bin Affan Camii •Şeyh Mekki Camii
Osmanlıların 400 yıl süren Kudüs hâkimiyeti 09 Aralık 1917'de son buldu. General Edmund Allenby idaresindeki İngiliz ordusu tarafından alınan şehir İngiltere'nin himayesine geçti. İngilizler şehre Yafa Kapısı'ndan giriş yaptılar.
Şehirde yapılan ilk işlerden biri Kudüs İbrani Üniversitesi'nin kurulması oldu.
1923'te burada ilk dersi veren isim ise oldukça ilginçti:
''Dünya Yahudi Öğrenciler Birliği başkanı Albert Einstein''
Tabi bunun öncesinde, Osmanlıların son demlerinde, 1898 yılında şehre gelen ve sur duvarlarının dışında Alman Kralı II. Wilhelm ile şehir duvarları dışında buluşan ve siyonizmin, yani modern İsrail'in fikir babası olan Theodor Herzl'i de unutmamak lazım.
Filistin ve Kudüs'te durumun vehametini anlayan Araplar 1920'de ayaklanmalar başlattı. 1922'de Hacı Emin el-Hüseyni 1948'e kadar sürecek olan Kudüs Müftülüğü görevine başladı. Muhammed Emin el Hüseyin Kudüs için mücadele etti. Nazi Almanyası ile yakın ilişkiler kurdu.
Kasım, 1943'te Alman Nazi yönetimi ile görüşmeler yapmaya gitti.
Bu fotoğraf'ta el-Hüseyni Nazi Ordusu'na bağlı Bosnalı Müslüman 13. SS Waffen Dağ Tümeni "Handschar"a bağlı gönüllüleri selamlarken görülüyor:
1946'da Kudüs büyük bir gürültü ile sarsıldı: Yahudi silahlı terör örgütü Irgun King David Oteli'ni bombaladı ve İngiliz subaylar öldü.
Aynı örgüt 1948'de Deir Yasin Köyü'ne saldırarak 107 masum sivil Filistinli Müslümanı şehit etti.
Irgun'un politikası, Ze'ev Jabotinsky tarafından kurulan Revizyonist Siyonizm'e dayanıyordu:
''Her Yahudi, Filistin'e girme hakkına sahipti ve sadece aktif misilleme Arapları caydırabilirdi; Ancak Yahudi silahlı kuvvetleri, Yahudi devletini garanti altına alabilirdi.''
09 Nisan 1948'de gerçekleşen ve 107 Filistinli'nin şehit olduğu Deir Yassin Katliamı'na Araplar 4 gün sonra, 13 Nisan'da misilleme ile karşılık verdi:
Scopus Dağı Saldırısı...
Arapların intikam saldırısında Yahudi Hadassah Kadınlar Örgütü'ne bağlı bir hastaneye erzak taşıyan konvoy vuruldu ve çoğu doktor ve hemşire olmak üzere 78 Yahudi öldürüldü.
1948 - 1949'da ilk Arap - İsrail Savaşı yaşandı. Bu savaşı kazanan İsrail mevcut topraklarını 4 katına çıkardı.
İsrail Batı Kudüs'ü ilhak etti ve 1949'da Kudüs'ü ebedi başkenti ilan ederek meclisleri olan Knesset'i Tel Aviv'den Kudüs'e taşıdı. ABD büyükelçiliği bugün Kudüs'te.
Tabi tüm bunların yaşandığı esnada İngiltere bölgeden tüydü ve sorunlar yumağı haline gelen Filistin topraklarında 14 Mayıs 1948 itibarıyla İsrail bağımsızlığını ilan etti.
İlk savaş sonrasında Ürdün Yahudilerin Doğu Kudüs'te kalan Batı Duvarı'na (Ağlama Duvarı) geçişini yasakladı.
1951 yılında Ürdün Kralı 1.Abdullah Kudüs'te cuma namazı çıkışında, Harem sahasında bir Filistinli Arap tarafından suikaste uğrayarak öldürüldü.
5-11 1967'de meşhur ''6 Gün Savaşı'' yaşandı.
Mısır, Suriye ve Ürdün S.Arabistan, Tunus, Cezayir ve Fas'ın askeri - mali desteğinde İsrail'e kuzey, güney ve doğudan, yani üç cepheden birden saldırdı.
Nasır idaresindeki Mısır'da Kahire Radyosu:
''Ey Mısır askerleri yürüyün, Yahudileri denize dökün! Ümmü Gülsüm'ün şarkıları sizlerle'' diye yayın yapmaktaydı.
Kudüs, Filistin geri alınacak işgalci Yahudiler denize dökülecekti. Sonuç ise Araplar açısından büyük hezimet oldu.
İsrail Kudüs'ün tamamını işgal etti. Ek olarak Ürdün'den Batı Şeria'yı, Suriye'den Golan Tepeleri'ni, Mısır'dan da Sina Yarımadası'nı aldı.
Zafer İsrail'in oldu. Araplar büyük şok içindeydi.
Mısır daha sonra aniden yaptığı Yom Kippur saldırısı ile Sina'yı geri almayı başardı.
Ağır bir sigara tiryakisi olan Cemal Abdünnasır bir süre sonra üzüntüsünden kalp krizi geçirip vefat etti.
Hezimete rağmen Mısır yine de onu bağrına bastı.
Cenazesine 5 milyon insan katıldı.
Zirveye çıkan Arap - Yahudi gerilimi ile 21 Ağustos 1969'da Kudüs'te Mescid-i Aksa'da çok acı ve aşağılık bir hadise yaşandı:
Denis Michael Rohan adlı Avustralyalı radikal bir Yahudi Mescid-i Aksa'yı ateşe verdi.
Fotoğraf olay sonrası mahkeme salonundan.
Rohan'ın Mescid-i Aksa'yı ateşe vermesi yüzünden, Selahaddin Eyyubi'nin yaptırdığı ve caminin en değerli varlıklarından ve İslam sanatının şaheser örneklerinden biri olan minber maalesef yanıp, kül oldu.
(Fotoğraf 1910 yılına ait)
Mescid-i Aksa'nın yakılan Selahaddin Eyyubi Minberi yıllar sonra Türkiye'nin girişimi ve Ürdün'ün de desteğiyle Türkiye tarafından yaptırıldı.
Hakkâri yöresinden özel ceviz ağaçlarından keresteler elde edildi ve merhum Kündekâri üstadı Konyalı Mevlüt Usta eseri yaptı.
6 Gün Savaşı'ndan sonra Araplar bir daha toparlanamadı. Kendi iç çekişmeleri Kudüs meselesini çoğu zaman gölgede bıraktı.
2000 yılına geldiğimizde ise şehirde büyük bir provokasyon yaşandı:
Beyrut Kasabı lakaplı Ariel Şaron Mescid-i Aksa Harem-i Şerif alanına girdi.
Şaron ve beraberindeki radikallerin bu tahrik edici girişimi sonucu El-Aksa İntifadası başladı. Şiddet, kan ve ölüm Kudüs'ü sardı.
İntifada hafızalarımızda asla çıkmayacak görüntülerle, Yaser Arafat'ın ''Benim minik generallarim'' dediği cesur Filistinli çocukların en ön saflarda olduğu bir mücadeleydi.
Adı bile batı merkezli olan ''Ortadoğu'' sorunu aslında Kudüs sorunu.
Kudüs sorunu ise Mescid-i Aksa ya da Süleyman Mabedi sorunu...
Londra'da suikastla öldürülmesine yol açan Filistinli karikatürist Naci el Ali'nin kahramanı Hanzala bize hep küs kalacak. Hep küs olduğu için yüzünü bize hiç dönmedi. Ve sanırım hiç dönmeyecek.... Değinemediğim yüzlerce detay, başlık var. Genel bir Kudüs dizisi oldu.
V'esselam

Loading suggestions...