Hasan Mert Kaya
Hasan Mert Kaya

@kayamerthasan_

30 Tweets 61 reads Mar 30, 2023
❝Allah'ım Onun Yüzünü Karart, Boynunu Kopar ve Bana Kanını İçir!❞
Bu sözleri eline aldığı bir salkım yeşil üzüm koruğuna bakarak söylemişti şair Ebu Nüvas.
8. ve 9. yüzyılın kuşkusuz en çılgın, en sıra dışı, en müstehcen ve şarap aşığı ve bir o kadar da alim şairiydi! ++
Basra'da doğmuştu. Omuzlarının iki yanından sarkan uzun saçları ve alnından dökülen perçemleri ile ''Güzel Saçların Babası'' anlamına gelen Ebu Nüvas lakabı ile tanınmıştı. Kuran ve Hadis ilmi ile Arapçaya olan hakimiyeti inanılmaz derecede iyiydi. Arapçası gerçekten kusursuzdu.
Hocası Yakub el Hadrami "Artık gidebilirsin. Basra ve civarındaki en iyi Kuran okuyan sensin.” demişti. Ebû Nüvâs yaşadığı dönemin otoriteleri tarafından, ilgilendiği bütün ilim dallarında takdir gören ve yüceltilen biriydi. Dilcilere göre yabancı kelimeleri en iyi bilendi.
Edebiyatçılara göre edebiyatı zarif ve şiirleri naif;
vezirler ve emirler ilm-i siyasete en uygun konuşan hatip, şairler ise sultânu’ş-şuarâ / şairlerin sultanı olarak onu niteler. Ebu Nüvas'ın son derece zeki, donanımlı ve kültürlü biri olduğu çok açık. Zeki ama günaha düşkün.
İlminin yüksekliği İmam Şafii gibi bir alimin dahi dikkatini çekmiş ve onun hakkında, "Şayet edepsizliği olmasaydı ilmi Ebu Nüvas'tan alırdım'' demişti.
Hiçbir ahlaki değer ve sınır tanımayan kuralsızlığı, haz düşkünlüğü, şaraba, kadınlara ve eşcinselliğe olan tutkusu büyüktü.
Güçlü şairliği ve etkili söz söyleme yeteneği ile Bağdat'ta Abbasi Sarayına girdi ve Harun Reşid'in meclislerinde şiirler söyledi. Devletin vezirleri olan Bermeki Ailesi'ne yanaştı ve büyük servet elde etti. Ancak kazandığı serveti hep içki, fuhuş ve kumar alemlerinde harcadı.
Bir gün onu yanında bir sepet yeşil koruk üzüm, bir sepet kara, olgun üzüm ve büyük bir testi şarapla görenler bu ne hal diye sorunca, "Bu kutsal teslis inancıdır. Siyah üzüm baba, yeşil üzüm oğul ve şarap ise kutsal ruhtur diye cevap vermişti. Toplum baskısını hiç önemsemiyordu.
Harun Reşit her ne kadar saray şairi olsa da, yaptığı edepsizlikler nedeniyle onu iki defa zindana attırıp dövdürdü. Bir süre sonra artık düzelmiştir diye düşünülüp serbest bırakıldı. Tövbe etmek arzusuyla hacca gitti ama orada da hiç rahat durmadı. Bir gün Mescid-i Haram'daydı.
Onu tanıyan Bağdatlı bir dostu aktarıyor: "Kabe'yi tavaf ederken bir kadın gördü. Kadının yüzü çok güzeldi. Kadının peşine takıldı. Kadın tavaf ederken iyice yanına yaklaştı. Kadın Hacer'ül Esved'i öpmek için eğilince, o da hemen yanında eğildi ve yanağı kadının yanağına değdi."
Yanına gittim. "Ey ahlaksız seni hiçbir kural durdurmayacak mı? Allah'a isyandan hiç geri durmayacak mısın? diye çıkıştım. Bana "Ey ahmak! Sence yüzlerce fersah uzaktan, kızgın çöllerden buraya sadece alemlerin rabbi olan Allah'a ibadet için mi geldim? diye cevap verdi" der.
Ebu Nüvas'ın gerçek adı Hasan bin Hani'dir. Bir gün yine Bağdat'ta dolaşırken bir kadının sesini beğenir ve takip eder. Kadın peçesini açıp yüzünü gösterir ve adın ne diye sorar. Ebu Nüvas, "Adım yüzünde yazılı'' der. Kadın da "O halde adın Hasan (güzel)" diye karşılık verir.
Harun Reşit'ten sonra oğlu Memun'da Ebu Nüvas'ı hapse attırır. Fakat Harun'un diğer oğlu Emin onu hapisten çıkartır ve sarayının baş şairi yapar. Emin'in sarayı Bağdat'ın çılgınlıkları ve en inanılmaz, en yüz kızartıcı gece alemleriyle meşhurdu.Emin genellikle hep sarhoş gezerdi.
Emin'in babasının adı Harun, amcasının adı da Musa'dır. Pompei'deki dudak uçuklatan gece alemlerinden farklı olmayan bu sarayda bir gece Emin cariyelerin taşıdığı bir tahtırevan ile eğlence salonuna giriş yapar. Bu durumu gören Ebu Nüvas hemen Kuran'dan bir ayet okur:
"Onun hükümdarlığının alameti size sandukanın gelmesidir. Onda Rabbinizden gelen gönül rahatlığı ile Musa ve Harun ailesinin bıraktıklarından kalanlar var. Onu melekler taşır." (Bakara Sr. Ayet 248)
Ebu Nüvas Kuran ayetlerini içinde bulunduğu duruma uygun ve çok zekice kullanır.
Ebu Nüvas en uç örnekleriyle fuhşun, içkinin, sapık ilişkilerin ve kaba zevklerin, hazcılığın, dini simgeler ve manevi değerlerle alay eden temaların, dini değerleri hafife alan hikayelerin şairidir. Yaptığı çılgınlıklarıyla adı efsanevi 1001 Gece Masalları'na dahi girmiştir.
İslamın yanı sıra Yahudilik, Hristiyanlık ve Mecusilik hakkında da derin bilgi sahibidir. Bir gün Abbasi sarayındaki cariyeler Ebu Nüvas'a "Keşke senin kızların olsaydık" derler. Ebu Nüvas, Mecusilikteki babanın öz kızı ile evlenme iznine atfen "Mecusi olmamız şartıyla" der.
Diğer taraftan, olanca günahkarlığına rağmen Ebu Nüvas Allah'a inanan ve Kuran'a saygı duyan bir kişilik de sergiler. Evinde neden Kuran bulunmadığı sorusuna "Işıkla karanlık aynı yerde bulunmaz" diyerek, günahlar işlediği yerde Kuran'a saygısızlık yapmak istemediğini belirtir.
Zekası ve fiziki özellikleri ile Abbasi sarayının gözdesiydi. Şarap, kadın ve müstehcenlik, günaha davet ve hiciv şiirleri ayrı ayrı birer külliyat niteliğinde olan Ebu Nüvas'ın Allah'ın affını, bağışlamasını ve merhametini umup yücelttiği şiirleri de ayrı bir külliyat oluşturur.
Yaşadığı dönemdeki istisnasız bütün şairler, insanların onu övüp, merak edip rağbet etmesi, ününün çok uzaklara kadar ulaşmış olması ve dilindeki etkileyicilik nedeniyle onu çok kıskanmışlar. Ebû Nüvas olanca fasıklığına rağmen bütün Araplar ve Afrika halklarının kahramanıydı.
Onun isyankâr ruhu şu sözlerinde açıkça görülür:
“Ey toplum! Sen geleneklerinle beni çepeçevre
kuşatmaya, aptal zincirlerinle beni bağlamaya çalışsan da senin bu çabanı püskürteceğim ve hiçbir şeyi önemsemeden karşında dimdik duracağım."Hakkında yüzlerce makale ve kitap yazıldı.
Ebû Nüvâs’ın şarap şiirleri genel olarak edep dışı konulara dair müstehcen beyitlerle karışıktır. Bu Şiirlerinde manevi, ahlaki değerleri önemsememiş,
hatta onlarla alay ederek fuhşu ve umursamazlığı özendirmiştir. Şarap adeta onun can dostu, sırdaşı, şefkatlisi ve sevgilisidir.
Bu sebeple içkiyi betimlerken ona anne, sevgili, ayrılmaz arkadaş ve ihanet etmeyen dost yakıştırmalarını uygun görür. İçkiden bahsederken sanki aşık maşukundan, sufi derviş şeyhinden söz ediyor gibidir. En mutlu günleri şarap içtiği günler; en zevkli anları ise ilişki anlarıdır.
Makam ve mevkiye değer vermediğini ve bir kalıba sığmadığını defalarca göstermiştir.
Örneğin:
"Adamın biri Ebû Nüvas'a gelerek ‘Halife seni maymunlara ve domuzlara vali tayin etmiş" der. O da "O halde sen de dinle ve bana itaat et, çünkü sen de benim tebaamdansın" diye cevaplar.
İmam Şâfii diyor ki:
Bir gün Ebû Nüvas’ın yanına girdik, baktık ki ölmek üzere.
Ölüm için ne hazırladın? diye sorduk. O da şu beyitlerle cevap verdi:
"Günahlarım gözüme dağlar gibi pek bir büyük göründü.
Affın söz konusu olunca Ya Rab, bütün günahlarım birden döküldü.”
Ebû Nüvas ile ilgili şunlar söylenebilir: Onun işlediği haramları ve açıktan ettiği isyanları, edepsiz içerikli şiirlerini ve bazen dinin kutsallığına yönelik saldırılarının çirkinliğini okuyan ve bazen nasıl kendi kendini ölümle burun buruna getirdiğini görmek ibretliktir.
Kınama, darp ve hapis cezalarına maruz kaldığı halde nasıl sapkınlığından vazgeçmediğini ve günahları bırakmadığını gören bir kişi Ebû Nüvas’ı aklını kaybetmiş, zındıklığından dolayı inkâra düşmüş birisi olarak görebilir. Fakat Ebu Nüvas günahkar bir mümindi.
Ebû Nüvas’ın şiirlerini ve ondan gelen haberleri detaylı araştıran bir kişi bunu anlar. İslâm’a olan bağlılığını defaatle vurgulamış, kendisini sözlerinde aşırı gittiği için eleştirenlere "Hayır vallahi İslâm’dan başka dinim yok; ancak bazen edepsizlik beni buluyor" der.
Ebu Nüvas'ın severek kullandığı ve üzerinde adı olan Hasan yazan iki yüzükten birini ölüm ,yani sekerat halinde parmağından çıkarılıp yıkandıktan sonra ağzına konulmasını vasiyet eder:
"Hasan , Allah’tan başka ilah olmadığına
ihlas ve samimiyetle tanıklık eder."
"Ey günahı büyük olan kimse!
Allah’ın affı senin günahından daha büyüktür.
İnsan için sadece Allah’ın takdir ettiği şey vardır.
Yaratılanların tedbiri yoktur.
İşleri evirip çeviren Allah’tır.
En büyük şeyler Allah’ın en küçük affı içinde küçülür."
-Ebu Nuvas
V'esselam🌿
Ebu Nuvas ile ilgili daha detaylı bilgi için benim de yararlandığım, Emiz Uz'un bu makalesi keyifle okunabilir:
dergipark.org.tr

Loading suggestions...