pekî m. kemâl'in kullanımları bununla sınırlı mıdır? elbette hayır. tbmm re'îsi unvânıyla mustafâ kemâl paşa, don louis de bourbon’a 24 ocak 1922 tarihinde gönderdiği mektupta, «amerika amerikalılarındır» anlayışına atfen, «türkiye, türkiyelilerindir» demiştir.
kezâ yine mustafâ kemâl, frunze’nin nutkuna cevâb verdiği konuşmasında «emperyalizmin en şiddetli taarruzlarına hedef olan türkiye ve türkiyeliler» demiştir. ayrıca, bu ifâdeyi kendi el yazısı ile düzenlediği anayasa taslağında 4 kez kullanmaktadır.
gelelim 1924 anayasasına: 24 anayasası’nda bulunan «din ve ırk fark etmeksizin vatandaşlık itibâriyle (türk) ıtlâk olunur» beyânı, en azından ilkesel olarak, teritoryal bir kimlik tanımını ifâde etmektedir.
–ki imparatorluk bakiyyesi bir devlette teritoryal temele dayandırılması da zarûrîdir. 61 ve 82 anayasaları ise etnisite ile vatandaşlık kimliklerini tamamen birleştirmiştir. bu beyânlar arasındaki farklılık, 24 anayasası hazırlanırken yaşanan bir tartışmanın sonucudur.
[...] türklüğü ihtiyâr eden veyâhûd vatandaşlık kânûnu mûcibince türklüğe kabûl olunan herkes türkdür. türklük sıfâtı kânûnen mu'ayyen olan ahvâlde izâa edilir.» bu maddeye ilk i'tirâz eskişehir meb'ûsu abdullah azmi efendi’den gelmektedir.
yozgat meb'ûsu ahmet hamdi Bey ise şu maddeyi kısaltarak şu takriri meclis’e sunar: «türkiye ahâlîsinden olup türk harsini kabûl edenlere türk ıtlâk olunur.» 'türk harsi' ya'nî türk kültürünü kabûl etme bahsi burada nazar-ı dikkati celbediyor.
bu takrîr celâl nuri tarafından «etnografya i'tibâriyle milliyet tesbît etmiyoruz» şeklinde i'tirâz görür. celâl nuri, “hars” kelimesine karşı çıkar. ona göre; gayrimüslim ekaliyetlere mensûb türk teb'ası, müslümânların istifâde ettiği haklardan istifâde etmelidir.
«türkiye’de yaşayan herkese türk demek bir emel olabilir, ancak iş yerlerindeki rum ve ermenileri çıkartmak istediklerinde ‘kânûna göre (...) onlar türk’tür’ denilirse ne yapacağız?» diyerek türk sıfatının kayıtsız koşulsuz herkese verilmesini sorgular hamdullah suphi.
devâmında celâl nuri bey, “osmânlı” kimliğini kaldırdıklarını ve yerine türk cumhuriyeti’nin kâ'im olduğunu söyler. «fakat topraklarımızda hâlâ rumlar, ermeniler, yahudiler yaşamaktadır, bunlara ne diyeceğiz?» sorusunu yönelttiğinde meclis'ten şu sesler gelir: «türkiyeli»
celâl nuri bey ise, kısmen sivil milliyetçi bir anlayışla, siyasî-hukukî bir türk tanımını savunur, türk-türkiyeli ayrımını gereksiz ve yapay bulur. zîrâ ona göre ikisi de aynı şeyi ifâde etmektedir.
hamdullah suphi maddenin şöyle düzenlenmesini ister: «türkiye ahâlîsine dîn ve ırk farkı olmaksızın vatandaşlık i'tibâriyle (türk) ıtlâk olunur.» netîcede hamdullah suphi’nin teklîfi kabûl edilir.
Loading suggestions...