aşırı muhafazakar bir aileye sahip olan biri olarak babamın psikolojik baskılarından bunaldığım bir dönemdeydim. hayallerimi sorduğunda ve açıklamaya çalıştığımda yüksek lisans okudun eee akademik kariyerin sonuna geldin eee 35 yaşına gelip yalnız ve dul bi kadın olup napıcaksın+
demişti bi kere tartışmalarımızın birinde.seni 3 yıl daha okutacağımı nerden çıkardın? demişti ben ona hem okurum hem de çalışabilirim baba dediğimde. ne söylersem söyleyeyim ya deli saçması oluyordu ya da ayaklarım yere basmıyordu benim. kendi karar verme yetim yoktu onlara göre
açık açık evlenip kendi yuvamı kurmadan (meali: başkasının sorumluluğuna geçmeden) benim hiçbir düşüncemi dikkate almayacağını söylemişti yüzüme karşı. sen okudukça değişiyorsun, zaten en verimli çağlarındasın seni biz evlendirelim en iyisi diye sürekli ileri geri konuşurdu.
bir kere Ankara'dan mülakat teklifi almıştım, nasıl heyecanlıyım ama görseniz.. onlarca yere başvurmuşum daha dönen olmamış, yüksek lisansım şimdiden Ankara'da hazır ve ben şansımı denemek istiyorum dedim akşam sofrada açıkça. ne orospu hikayeleri dinlemediğim kaldı ne de
yapamazsın başaramazsın cümlelerini duymadığım. babama göre benim sorumluluğum bundan sonra sadece eve karşıydı, annemi henüz azat etmemişti ama ben de onun eşlikçisiydim. hayatım ve bir şeylere karar verebilme özgürlüğüm hızla ellerimden kayıp gidiyormuş gibi hissediyordum
mülakata gitmek için ertesi gün bir daha şansımı denediğimde annem evin kapısını üzerime kilitledi bir yere gidemezsin diye. akşama kadar oturup babamı bekledik. babam üzerime yürüyüp ağzıma sıçtı o akşam. senin aklına birileri giriyor dendi, sen şöyle delisin, böyle aptalsın
hele bir gitmeye çalış peşinden Ankara'ya gelip sana neler yapıyorum, o arkadaşlarını da nasıl s*kiyorum diye arkadaşlarıma kadar tehdit yedim. o günden sonra psikolojim iyice bozulmaya başladı, günde 18 saat uyuyup babam işe gittikten sonra ağzıma bir lokma yemeği anca
koyuyordum. ölmek istiyordum. bütün bu olanların üstüne ben uyurken annemin, babamın ve kız kardeşimin benden nefret ettiklerini söylemeleri, sorumluluklarımı yerine getirmediğim için nefret edilesi bi insan olmam, babamın bu evde ben ne dersem o olur diye diklenip bu çocuk bu
kadar uyursa mal olur kaldırın şunu diye tepemde gezinmesi üzerine iyice tuz biber oluyordu. bu yaşadığım döneme ve olaylara şahit dört-beş yakın arkadaşım vardı o sıralar. hele bir tanesini kız kardeşim de tanıyordu. bir gün gerçekten intihar edecekken vazgeçip son kez şansımı
denemeye karar vermiştim. kimselere ne yapacağımı bu kadar detaylı anlatmamışken bir önceki gece sadece ona anlatmıştım her şeyi. sözde dostum diye düşündüğüm arkadaşım da yaşadığım şeylerin çok zor olduğunu ve beni her koşulda desteklediğini söylemişti.
peki bu arkadaş ne yaptı biliyor musunuz? ben dediğim gibi evden ayrıldıktan sonra (ki çok tatsız ayrıldım) telefona bile erişimim yokken erkek arkadaşımın sosyal medya hesabını yüzsüz yüzsüz aileme verdiğini öğrendim. sebebi de annem ve kız kardeşim ısrar ettiği içinmiş
ramazan vaktiydi yine böyle, oruç kafasıylaymış ne yaptığını bilmiyormuş bunu yaparken.. zaten 3 bin küsür takipçisi varmış nerden bulacaklarmış. o sırada çocuğun ismi soyismi her şeyi yazıyo burda bal gibi. ama benim arkadaşım olacak şahsiyette bahaneler biter mi bitmez tabii🤡
babam o dönem el koyduğu günlüğümden isim isim sosyal medyada arkadaşlarımı bulmaya çalışarak herkese ateş saçıyordu. telefonlarını bulmaya çalışıp tehdit ediyordu durmadan. ve böyle bir dönemde diğer arkadaşlarım hiçbir şey bilmiyoruz deyip olayların içinden sıyrılmışken+
bu şerefini siktiğim arkadaşım denecek şahsiyetin bir anda bana sırt çevirip ailemin destekçisi olacağı tuttu. söz vermiş onlara ben ileride sosyal medya hesaplarımı açarsam kontrol edip söyleyeceğine dair. ki bunu yaptı da, beni hiçbir yerden bulamayan babam ne hikmetse o gün
onunla konuştuktan sonra buldu beni. dışarıda sana hala arkadaşım dostum diyen insanlar vardır, acıyorum sana biliyor musun. çünkü sen benim hayatım yeterince tehlikede değilmiş gibi gittin hiç suçu günahı olmayan kişinin bir sene boyunca o tehditler yüzünden kabuslar görmesine
sebep oldun. ona bunu yaşatmaya hakkın yoktu. ben bile onu hiçbir konuya dahil etmemişken, verdiğim bütün kararları kendim omuzlanmışken bir sene boyunca kendi acımı unutup onun endişelerini dindirmeye çalıştım. ve hepsi senin yüzündendi, biliyorum bu hesabımı da bulup ara ara
baktığını. umarım bir gün öyle bir kazık yersin ki arkadaşım sandığın kişiden, bana ne yaşattıysan birebir benzerini yaşatırlar sana. beter olursun yaşattığın şeyle. hayatımda senin kadar iki yüzlü birini tanımadım, umarım bir daha da tanımam.
**bu olaylar yaşandığında 2022 yılıydı ve üniversiteden yeni mezun olmuştum: ailemin yanında ev işleri yaparken bir şekilde yüksek lisans sınavlarına çalıştım ve kazandım. ailemin yanından nasıl ayrıldığımı anlatmak istemiyorum çünkü
her ne kadar hukuksal haklarımı kullanmış olsam da beni çok yıpratan bir süreçti, ailem polislere evde hiçbir eşyam olmadığını söylediği için üzerimde tişörtüm ve eşofmanımla bir gecede yapayalnız, kartlarım elimden alındığı için de beş parasız kaldım. birkaç bilir kişi dalga
geçer gibi sorduğu için söylüyorum; her anlamda toparlanana kadar bir süre kadın sığınma evinde kaldım eğer merak ettiğiniz buysa 🤓 buyrun burdan da vurmaya devam edin beni. iş teklifine kabul alınca da Ankara'ya dönüp yavaş yavaş toparlamaya başladım kendimi.
şu anda istediğim gibi ilaç sektörü üzerine çalışıyorum, bir yandan da Hacettepe'de yüksek lisans yapıyorum. kendi evim, dünyalar tatlısı bir kedim var ve her şeyden öte huzurluyum. buraya kadar merak ettiğiniz, okuduğunuz ve destek olduğunuz için teşekkür ederim 🙏🏻💓
Loading suggestions...